Kitapozeti.Net

Amok Koşucusu Kitap Özeti – Stefan Zweig

13.05.2019
60

Kalküta’daki gemi acentesine Avrupa’ya dönmek üzere “Ocenia”da bir yer ayırtmak istediğimi söyledim. Memur şuan yardımcı olamayacağını söyledi. Birkaç gün sonra gelirsem yardımcı olabileceğini söyledi. Bir kaç gün sonra yer olduğunu ancak çok kötü bir yer olduğunu söylemesine rağmen bileti aldım. Gemiye bindiğimde gerçekten çok kötü bir yerdi. İçerisi küçücük rutubetli ve çok sıcaktı.  Ben de sabah uyuyup akşam dışarı çıkmaya karar verdim.  Gece dışarı çıktım. Buruna gidip orada oturdum. Daha sonra yanıma bir adam geldi. Piposunu içerek o da orada oturuyordu. Bu durumdan rahatsız olup “İyi geceler.” diyip kalktım.

Sonra adam arkamdan aceleyle geldi ve “Burada beni gördüğünüzü ne olur başka bir yolcuya söylemeyin özel bir sebepten dolayı bilinmesini istemiyorum.”dedi ben de söz verdikten sonra kabinime gidip yattım. Sabah adamı göremedim. Bir an önce akşam olmasını ve o adamı tekrar görmeyi istiyordum. Çok merak etmiştim. Daha sonra yatıp yine aynı saatte uyandım ve aynı yere doğru gittim. Adam oradaydı piposunun közü gözüküyordu. Adamın yanına oturdum ve ben de sigara içmeye başladım. Adam sonrasında bana bir şey anlatması gerektiğini söyledi. Ben de dinlemeye başladım.

“Ben bir doktorum” dedi. Almanya’da çok iyi bir hastanede çalışıyordum ama daha sonrasında bir kadının beni ikna etmesi sonucunda hastanenin kasasına el attım ve doktorluk görevim elimden alındı. Daha sonra Hollanda’nın Hindistan’da çalışmak üzere doktor aradığını öğrendim ve oraya gittim. İlk başta çok güzel gözüküyor palmiyeler vs. ama beni taşrada bir yere verdiler. En yakın şehir iki gün uzaklıktaydı. Orada çalışmaya başladım. Günlerim çok sıkıcı geçiyordu. Sonra bir gün bir beyaz bir kadın beni görmeye geldi. Onu odama aldım.

REKLAM ALANI

Yüzünde peçesi vardı. Ne istediğini sordum. Mide bulantısı ve baş dönmesi olduğunu benim çok iyi bir doktor olduğumu duyduğunu, başkan yardımcısının bacağını nasıl ameliyat ettiğimi hala herkesin konuştuğunu söyledi. Ben de hemen anladım çocuğunuz var mı diye sordum. Evet dedi. O zaman yine hamile olabileceğini korkulacak bir şey olmadığını söyledim. Kadın çocuğu aldırmak istiyordu. Ve bana para teklif etti. Ben de bunu parayla yapmayacağımı söyledim ne istediğimi sorunca onunla birlikte olmak istediğimi söyledim. Kadın hemen çıktı peşinden gitmememi söyledi. O an çok pişman oldum hemen kadının peşinden gittim bisikletime atlayıp istasyona doğru sürdüm daha sonra sarı benizli bir çocuk önümü kesti ve gitmeme izin vermedi daha sonra bisikleti bırakıp koşmaya başladım. Adeta bir ydum.

Malezya’da vardır ya hani adamın biri delirir ağzından köpükler saça saça koşar eline hançerini alır ve önüne kim çıkarsa hançerini ona geçirir. Ben de öyleydim. Kadını yakalayamadım ama istasyona vardığımda onun ünlü bir tüccarın karısı olduğunu kocasının iş için beş ay önce Amerika’ya gittiğini cumartesi döneceğini öğrendim. Hemen ilk trene atlayıp şehre gittim. Kadının evine vardığımda beni görmek istemedi. Daha sonra akşam bir balo olduğunu öğrenip oraya gittim. Kadın erken ayrıldı. Ben de sonra otel odama gidip ona bir mektup yazdım. Ona yardım etmek istediğimi bekleyeceğimi eğer kabul etmezse kendimi vuracağımı söyledim. Kadın küçük bir kağıda çok geç ama bekleyin belki sizi ararım yazmıştı. Daha sonra sarı benizli küçük çocuk gelip beni hemen bir yere götürdü. Çinli bir kadının pislik içinde evine vardığımızda kadın acılar içinde kıvranıyordu.

Hemen onu kendi evine götürdük. Bana söz verdirdi bunun bir sır olarak kalmasını istedi. Söz verdim ama ne yaparsam yapayım onu kurtaramadım. Daha sonra kapıya o adam geldi çocuğun babası. Çocuksu bir adamdı. Hiçbir kibri yoktu. Şehrin diğer doktoru geldiğinde onu da ikna ettim. Ama kadının kocası pek de ikna olmamıştı. Kadını Hollanda’ya geri götürüyor orada belki otopsi yaptırır. Şuan bu geminin altında o kadının tabutu var. O yüzden bu insanların kahkahalarını sindiremiyorum” dedi. Gemi Napoli limanında mola verdiğinde bir tabutun sandığa aktarılmaya çalışıldığını ama deli bir adamın tabutun üstüne atlayıp kadının kocası ve hamalları tabutla birlikte denize düşürdüğünü İtalya’ gazetede okudum. Adam ve hamallar kurtulmuştu ama kurşun tabut denizi boylamıştı. Daha sonra da karaya vurmuş kırk yaşlarında bir adamın cesedi bulundu. Sözünü tutmuştu.

Etiketler:

REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.