Casey Madox, Felsefenin Öldüğü gün ile çok sarsıcı bir kitap kaleme almış. Felsefenin öldüğü gün günümüz kültürünün insanı ne hale getirdiğini ve bu kültürden kurtulmanın insanın kendi elinde olduğunu çarpıcı bir dille anlatmış. Şiddet öğesinin yoğun olarak kullanıldığı Felsefenin Öldüğü Gün özeti okunduğunda, okuyucu sürekli suratına bir şamar yemiş gibi hissediyor ve kendisinin de günümüz toplum yaşamının nasıl bir parçası olduğunu fark ettiriyor.

Roman ilk sayfasından itibaren okuyucuyu sarsmaya başlıyor ve okuyucu ne anlatmaya çalıştığını anladım dediğinde hiçbir şey anlamadığını fark ediyor. Romanı okurken okuyucunun sık sık canı yanıyor fakat bir o kadar da eğleniyor. Okuyucu Casey Maddox’un etkileyici anlatımıyla düşüncelerinde tehlikeli sulara giriyor ve her şeyin tehlikeye atılması durumuyla karşı karşıya bırakıyor.

Felsefenin Öldüğü Gün Kitap Özeti

Başkarakter evinde uyurken bir sabah maskeli bir gurup insan tarafından uyandırılır. Maskeli bir kadın ve üç erkekten oluşan gurup başkaraktere bir şokümanter çekeceklerini ve başrolü de kendisine oynatacaklarını söylerler. Şokümanter filmler yaşanan her şeyin gerçekten oyuncu tarafından yaşandığı filmler. Gurup başkaraktere filmin “Batı Uygarlığı Bağımlılığından On İki Adımda Kurtuluş” adlı kitabın anlattıklarına göre şekillenen bir film olacağını söyler. Filim gurup arasında bulunan Deirdre tarafından yönetilecektir.

Bu noktada Felsefenin Öldüğü Gün özeti başkarakterin ikna edilmesi süresini anlatıyor. Başkarakter itiraz etmeye kalktığında büyük bir şiddetle karşılaşıyor. Başkarakter aslında kariyeri düşmekte olan bir oyuncudur. İtiraz ettiğinde başkarakterin suratına kendi temsilcisinin ve reklamcısının fotoğrafları çarpılıyor. Fotoğraflarda temsilci ve reklamcının yüzlerinin kan için de olduğu görülüyor. Başkarakter itiraz ettikçe kendisine elektrik veriliyor. Bu arada başkarakterin karısına aşırı dozda uyuşturucu veriyorlar ve kadını camdan aşağı atıyorlar.

Başkarakterin tüm yaşadıkları aynı zamanda filme de alınıyor. Bu arada filmin işleyişi Batı Uygarlığı Bağımlılığından On İki Adımda Kurtuluş isimli kitaptan esinlenerek çekiliyor ve kapitalizmin insanları ne duruma getirdiği ile okuyucuyu yüzleştiriyor. Ağır şiddet, seks ve komedi unsurlarıyla dolu olan Felsefenin Öldüğü Gün özeti okuyucuları ürkütürken bir yandan da kahkahalara boğabiliyor.

Kitabın kurgusu sık sık başa dönülerek oluşturulmuş bu da okuyucuyu düşünmeye zorluyor. Okuyucular Casey Maddox tarafından yazılan Felsefenin Öldüğü Gün adlı kitabı okurken kendilerini bir miktar zorlamak, düşünmek ve kitaptaki boşlukları da kendileri doldurmak zorunda. Casey Maddox felsefe kitaplarında olması gerektiği gibi kitabında okuyucuya her şeyi vermiyor ve okuyucunun konu hakkında düşünmesini ve kendi yorumlarını üretmesini istiyor. Kitapta sergilenen yoğun şiddet günümüz insanlarının sürekli uyguladıkları şiddetten pek de farklı değil. Kapitalist düzen geliştikçe insanların insani özellikleri kaybolmaya ve hayvansal yanları ortaya çıkmaya başlıyor. Kapitalist düzene köle olunduğunda insanlarda duyguların ve sevginin azaldığı bariz bir şekilde görülüyor ve Felsefenin Öldüğü Gün bu gerçeği okuyucunun suratına bir tokat gibi vuruyor.